20 Mayıs 2015 Çarşamba

Elmer

Türkçesinin artık baskısı olmadığı bir kitap daha. Ama ingilizcesini Kidsnook Kitabevi'nden bulabilirsiniz. Eğer hikayeyi biraz kısaltırsanız 2 yaşından itibaren bile bu eğlenceli kitabı miniklere okuyabilirsiniz.



Bir fil sürüsünde diğerlerinden farklı bir fil varmış. Bütün filler gri iken o rengarenkmiş. Bu rengarenk fil herkesi mutlu edermiş.



Elmer bir gün farklı olmaktan ve herkesin kendisini tanımasından sıkılıp rengini griye boyamış. 


Böylelikle kimse Elmer'i tanımaz. Bundan bir büyük bir keyif alarak diğer fillerin arasına rahatlıkla karışmış. Bir süre sonra Elmer bir farklılık olduğunu hissetmiş. Bütün filler hiç olmadıkları kadar sessiz ve somurtkanmış.

Sonunda dayanamayıp rengini belli etmiş. Ehhh işin sırrı renkte değil tabi, Elmer'in dışı gibi içi de rengarenkmiş. BOOOO diye bağırarak bütün filleri yerinden sıçratıp ters dönmelerine sebep olmuş. Hepsi birden hiç gülmedikleri kadar çok gülmeye başlamış ve "Elmer, bu" demişler.



O günden sonra her sene bu eğlenceli günde bütün filler Elmer gibi rengarenk boyanırken, Elmer de kendini gri renge boyarmış.






Kitap Adı: Elmer
Yazar: David McKee
Çeviren: Aslı Motchane
Kır Çiçeği Yayınları
Yaş Grubu: 3 +

9 Mart 2015 Pazartesi

Yaramaz Fareler

 Damla'nın son zamanlardaki favorisi. Konu fareler olunca ben pek sevmesem de minik kitap kurdu çok keyifli vakit geçiriyor.
Gülsen Hanım her sonbahar aynı dertle uğraşıyordu: fareler. Ortalığı pisleten, herşeyi kemiren bu mikrop dolu hayvanlara dayanamıyordu. (Aynı ben) Bütün delikleri tıkasa bile fareler içeri girmenin bir yolunu buluyor, kilerdeki yiyecekleri yiyorlardı. Gülsen Hanım fare kapanı kurmayı dener, fare zehrini dener, hatta yavru bir kedi bile alır. Ama hiçbir şey fayda etmez. Sonunda Gülsen Hanım şehre taşınmaya karar verir, bir apartmanda dördüncü kata taşınır. Artık farelerden kurtulmuştur ama şehirde bahçesi yoktur, kuşların cıvıldadığı elma ağacı da. Bir gün parkta kuşları beslerken aslında farelerin de aç olduklarından dolayı evini istila ettiğini anlar ve hemen evine döner. Onlara evinin yanındaki minik kulübede yer yapar, arada yemek koyar. Böylelikle birlikte yaşamayı öğrenirler.
Yazıları uzun ama resimleri çok güzel bir kitap. Fareler öyle güzel resmedilmiş ki, bebek arabalı fareler, iskambil oynayan fareler, halay çeken fareler... Resimleri o kadar beğendim ki Helga Bansch 'ın resmettiği diğer kitapları da hemen almaya karar verdim.
Bu kadar fare gördükten sonra fare yapmasak olmazdı :) Huni şeklinde kestiğiniz kartonu yapıştırın. Bu yaramaz farenin kuyruğu şönil, bıyığı eva, burnu da ponpondan.

Annemin Çantası - Sara Şahinkanat

Arkadaşlarla buluşacağımda ne zaman birkaç çocuğun biraraya geleceğini öğrenirsem hemen yanıma bir kitap ve onunla ilgili yapabileceğim etkinlik malzemelerimi alıyorum. Çocuklara kitap okumaya bayılıyorum. Kendimi daha da geliştirmek için çeşitli eğitimlere de katılıyorum ama en önemlisi deneyim.
Hikayemiz güzel bir yaz günü bir annenin iki çocuğuyla ve omzunda kocaman bir çantayla dışarıda geçirdikleri bir günü anlatmaktadır. Bu çanta süperdir. İçinden kirlendiklerinde yedek kıyafet, yaralandıklarında yara merhemi, acıktıklarında sandviç, hatta minik kedicik için süt ve martılar için kurumuş ekmek bile çıkar. Ama gün sonunda çocuklar aslında süper olanın çanta değil her şeyi düşünen anneleri olduğunu anlarlar.
Çok tanıdık değil mi? Bu kadar çok şeye gerçekten ihtiyaç var mı diye düşünüyor insan. Özellikle de omuz ve sırt ağrıları başlamışken. Ama çantam ne kadar hazırlıklıysa o kadar rahat ediyorum. Damla acıktığında acaba nerden ne yesek diye düşüneceğime hemen çantadan çıkartabiliyorum. Dışarıda bisküvi yiyenleri gördüğünde çantadan kuruyemişleri çıkartabiliyorsam bisküvi yememize gerek kalmıyor. Ama minik çantalarla dolaşan annelere de hayranım bu arada, hepimiz siperiz.
Bu arada kitabın sonunda yer alan anne ve çocuklarının maskeli ve pelerinli resmine bayılıyoruz, evdeki minik pelerinli süper kahramanın sebebi budur.
Annemin çantasını okuduktan sonra çanta yaptık. Çantayı evadan kestim ve zımba ile birleştirdik. Hem zımba yerlerini kapatmak hem de süslemk için kağıt bantlar kullandık. En sonra parlak taşlar ve etiketlerle süsledik. Harika olmuş, değil mi?
 

27 Şubat 2015 Cuma

Yünden ayı yapımı

Ayılarla ilgili kitap okuyup bir ayı resmi yapmazsak olmaz. Şöyle tüylü bir ayı yapmaya ne dersiniz?
Bunun için miniğinizin istediği bir renkteki ipleri minik minik kesin. Sonra burdaki ayı resminin çıktısını alın ya da siz çizin. Yünleri kağıda yapıştırın. Bu kadar basit ama harika olmamış mı?

Tombik Ayı Serisi

2 yaş üstü bütün çocuklara tavsiye edebileceğim bir seri. (1 yaş üstü bile olur) Resimleri canlı ve gerçekçi. Yazıları minikleri sıkmıyor, çevirisi akıcı. Tombik ayıyı sevmeyen çocuk daha görmedim :) 
Bu kitapta Tombik ayı hastalanır, arkadaşları onu yalnız bırakıp oyun oynamaya gitmezler. Ona çorba yaparlar, üstünü örterler, kendini iyi hissetsin diye resim yaparlar. Sonunda Tombik ayı iyileşir ama bu seferde arkadaşları hasta olmuştur. Kitap öyle bitmese de ben en sonunda hepsi iyileşmiş ve dışarı oynamaya çıkmışlar diyerek bitiriyorum.
 Tombik ayı kış uykusuna yatmıştır. Dışarıda şiddetli bir kar fırtınası vardır. Fırtınadan kaçan arkadaşları teker teker mağaraya gelir. Ancak Tombik ayı ne fırtınadan ne de arkadaşlarının yaptığı seslerden uyanmamaktadır. Birden yaramaz bir karabiber tanesi Tombik ayının burnuna kaçar ve Tombik ayı hapşırarak uyanır. Tombik ayı çok öfkelidir, kükreyip hırıldar. Arkadaşları onsuz eğlendiği için çok üzülmüştür ve ağlamaya başlar. Sanırım en sevdiğim kitabı bu benim için. Bu koca ayının koca bir de yüreği var. Merak etmeyin arkadaşları Tombik ayının gönlünü alıyor.

26 Şubat 2015 Perşembe

Oreo Kurabiye Teorisi - Garry Landreth

Aşağıdaki yazıyı kimin çevirdiğini bulamadığımdan kaynak gösteremiyorum.

Bu yazı psikolog ve oyun terapisti Garry Landreth'in ebeveynlere yönelik bir konuşmasından tercüme edilmiştir.

Ebeveyn olmak bazen çok fazla mutluluk verici, bazen de zorlayıcıdır. Sizinle kendi ebeveyn olma sürecimde öğrenmiş olduğum birkaç şeyi paylaşmak isterim. Böylelikle belki o çok zor anların bazıları sizin için biraz kolaylaşır.
Çocukların bizim ilgimizi çekmek konusunda esrarengiz bir yeteneği vardır. Eşim ve ben on dört yıldır eğitim veriyoruz ve ben ebeveynlerden çocuk yetiştirme hakkında çok şey öğrendim. Yakın zamanda bekar annelerden biri benimle on yedi yaşındaki oğlu Bobby ile ilgili bir deneyimini paylaştı:

Bir akşam evin holünde yürüyormuş ve banyonun yanından geçmiş. Bobby ordaymış ve kendi parmağını sarıyormuş. Elinden kan akıyormuş. Annesi koşarak banyoya girmiş ve "Bobby, canım, ne oldu" demiş. O da "çekiçle parmağımı ezdim" demiş. Annesi "ağladığını duymadım" demiş. O da "evde olduğunu bilmiyordum ki" demiş.

Çocuklar gerçekten bizim ilgimizi çekmenin ne zaman önemli olduğunu ve ilgimizi nasıl çekeceklerini iyi biliyorlar!
Sizinle paylaşmak istediğim bir kaç değişmeyen kural var:

En önemli şey yaptığınız şey olmayabilir ama yapmış olduğunuz şeyi yaptıktan sonra ne yaptığınızdır.

Bunu bir düşünün. Ben kusursuz bir ebeveyn değilim. Bu değişmez kuralın nasıl çalıştığını size göstereyim. Bir akşamüstü işten eve geldim. Korkunç şekilde uzun bir gündü ve birkaç şey yolunda gitmemişti. Eve geldiğimde eşimin artık beş yaşındaki kızımız konusunda sabrı son noktasına gelmişti ve yaklaşık olarak otuz dakika sonra benim de sabrım tükenmişti. Bir baktım ki beş yaşındaki kızıma bağırıyorum. Daha önce hiçbir zaman bir grup ebeveynin karşısında durup onlara "şimdi eve gidip çocuklarınıza bağırın, onlara iyi geliyor" demedim. Ama oradaydım ve yaptığım şey buydu. İnandığım şeye aykırı şekilde hareket ediyordum. Ve birkaç dakika sonra bir bakmıştım ki ona bağırmakla kalmamışım bir de onu tehdit ediyorum. "Eğer onu yapmayı kesmezsen ..." Ebeveynlerin o tarz bir şey yapmasını hiçbir zaman önermedim ve burada ben onu yapıyordum. Kızımla olan ilişkimde o gün olanların arasındaki en önemli şeyin o gece için onun yatak ucunda oturmuş üzerini örterken olduğunu düşünüyorum. Ona dedim ki, "Carla, akşamüstü sana bağırmamalıydım. Ben daha iyisini biliyorum. Ama Carla, o anda sana o kadar kızgındım ki yapacak herhangi başka bir şey bulamadım, o yüzden sana bağırdım." Bitirdiğim zaman beş yaşındaki kızım dedi ki, "babacığım, sana kızgınım diyebilirdin." Bu da benim diğer ebeveynlere öğrettiğim şeydi ve bunun bana beş yaşında birisi tarafından hatırlatılması gerekiyordu! Şimdi bu sahneye bakın ve düşünün. Benim kızım o gün önemli olan neyi örendi? Bir ilişki hakkında çok önemli şeyler öğrendiğini düşünüyorum. Öğrendiği ders, bir ilişkinin kurtarılabileceği olduğuydu. Çünkü ben o akşamüstü bizim ilişkimizi bozmuştum. Dolayısıyla kızımla olan ilişkimi yeniden kurmak için onunla yeniden bağlantı kurmalıydım. Ve ben bunu yaotım ya da en azından bu sürece başladım. Düşünüyorum ki, o da hata yaptığında itiraf etmeyi öğrendi. Çocuklarımızı eğer bizim tarafımızdan bazı şeyleri deneyimlemezlerse nasıl olacak da bu öenmli şeyleri öğrenecekler? İnanıyorum ki bir hata yaptığını itiraf etmenin güzel bir şey olduğunu öğrendi. Ama belki de onun öğrendiği en önemli şey, onu, o şeyleri itiraf edecek ve yaralamış olduğum ilişkiyi yeniden düzeltecek kadar çok sevdiğimdi.
Çocuklarımın doğru kararı verebilmeleri için her zaman yanlarında olamam. O yüzden sizinle bu konuda neler yapabileceğinizi paylaşacağım. Bu benim "oreo kurabiyesi" teorim. Bu teori en büyük kızım üç yaşındayken ortaya çıktı. Ebeveynlerimi ziyaret gitmiştik. Gece saat dokuz buçuktu. Üç yaşındaki kızım mutfaktan çıkageldi. Ve şu anda size benim hakkımda çok önemli bir şey söylemiş bulunuyorum: saat gecenin dokuz buçuğu ve o daha üç yaşında! Üç yaşındaki bir çocuğun gecenin dokuz buçuğunda uyanık olmasına izin verilmemeli. Görüyorsunuz, ben de tıpkı sizler gibiyim. Yapmayı bildiğim her iyi şeyi her zaman yapamıyorum ama bu değişmez kuralla yaşamayı öğrendim: En önemli şey yaptığım şey olmayabilir ama önemli olan yapmış olduğum şeyi yaptıktan sonra ne yaptığımdır. Ben hatalar yaparım, tıpkı sizler gibi. Üç yaşındakı kızım mutfaktan kucağında oreo kurabiyelerini sıkı sıkı tutarak çıkageldi. Ona tek bir kez bakıldığında üç yaşındaki bir çocuğun yatağa gitmeden önce otuz yedi adet oreo kurabiyesini bitirmemesi gerektiği kolayca anlaşılırdı. Ve ona tam "Kimberly, git kurabiyeleri geri koy" demek üzereydim ki aklıma şu geldi: Garry, farkında mısın ki devamlı ona ne yapması gerektiğini söylüyorsun. Bir seçim yapmanın nasıl bir his olduğunu ne zaman öğrenecek? Eğer ona sürekli ne yapması gerektiğini söylersen sorumluluğun nasıl bir his olduğunu ne zaman öğrenebilecek?
Bu yüzden ona dedim ki: ona ne dediğimi söylemeden önce... Oreo kurabiye teorisinde değişmeyen bir kural var:

Büyük çocuklara büyük seçimler, küçük çocuklara küçük seçimler veriyorsunuz.

Küçük çocuklara büyük seçimler vermiyorsunuz. Bu, fazla sorumluluk olur. Üç yaşındaki kızıma verdiğim seçim size pek de bir seçim gibi gelmeyebilir, ama hatırlayın ki bu ona hayatı boyunca verdiğim işl seçimdi. Ona dedim ki,

"Kimberly, kurabiyelerin bir tanesini yemek için saklayıp, kalanını geri koymayı seçebilirsin. Ya da bütün kurabiyeleri geri koymayı seçebilirsin. Hangisini yapmayı seçiyorsun?

Yerinde dona kaldı. Değerlendirmesi gereken bir seçeneği vardı ve biliyordum ki seçeneğini işlemden geçiriyordu, çünkü gözlerini seyrediyordum. Mutfağa girdi, çıktığında elinde bir tane oreo kurabiyesi vardı. Ve o noktada oreo kurabiyesi teorim doğdu. Diyebilirsiniz ki "ama ya iki oreo kurabiyesi yemek için ısrar etseydi?" Anne babalar! Seçim vermenin güzelliği burada, seçime geri geliyorsunuz:

"Kusura bakma, biliyorum ki iki kurabiye yemek istersin ama bu seçimin bir parçası değil. Seçimler şunlar: yemek için bir kurabiye saklamayı seçebilirsin ve kalanını geri koyabilirsin, ya da bütün kurabiyeleri geri koymayı seçebilirsin. Sen hangisini seçiyorsun?"

Anne babalar! Eğer "seçmek" kelimesi içinde değilse işe yaramıyor! Bunun nasıl işe yaradığını size göstereyim: Hayat. Kızım dokuz yaşında ve altı yaşında bir kardeşi var. Otomobilimde gidiyoruz ve arabanın arka koltuğunda devasa bir savaş var. Düşünüyorum da kızlarım sanki kendi aralarında karar vermişler: babanın kullandığı arabanın arka koltuğunda yolculuk ettiğin zamanlar haricinde hiçbir zaman kavga etme! Kızlar arabamın arka koltuğunda bağırıp çağırıyorlar, saç çekiyorlar. Durum felaket. Çok kızmaya başlıyorum, direksiyona sıkı sıkı sarılıyorum. Benim bu şekilde araba kullanmam güvenli değil. İlk düşüncem şuydu: Yolun kenarına çekeceğim, dışarı çıkacağım, bulabildiğim en büyük duyuru tabelasını bulacağım, onu buraya sürükleyeceğim ve ikisini de yarı ölü hale gelene kadar döveceğim. Arabamın arka kolduğunda bir daha asla kavga etmeyecekler! Sonra araya şu düşünce girdi (Tanrı bana araya giren düşünceler verdiği için çok mutluyum, siz değil misiniz?) "Evet, Garry, bunu yapabilirsin ama onlar ne öğrenmiş olacaklar?" Ve hızlıca fark ettim: Öğrenmiş olacakları şey, götürmek istediğin kadar ileri götür, istediğin kadar kontrolden çık, çok fazla ileri gittiğinde baban sonunda seni durdurur. Senin kendini kontrol etmene gerek yok, o seni kontrol eder. Ve düşündüm ki, ben kızlarım için bunu istemiyordum. Yolun kenarına çektim ve kontağı kapattım. Bu bir süre burada olacağımızın işaretiydi. Anne babalar, eğer önemli ise buna zaman ayırmalısınız. Döndüm ve kızlarıma dedim ki: Kızlar, bu arabanın sınırları içerisinde yeni ve anlamlı bir kural koymak üzereyiz." İlgilerini çekmiştim. Ara not anne babalar, çocuklarınızın ilgisini çekmek için büyük kelimeler kullanın.
Birazdan Oreo Kurabiye teorisine geri döneceğim. Çocuklarım daha ufakken pizzacıya çok giderdik, çünkü en önemli aile konuşmalarımızın pizzacıda gerçekleştiğini keşfettik. Evdeyken herkes yemeyi bitirir ve bir yerlere dağılırdı. Her zaman yapacak bir şeyleri olurdu; ödev, sokağın karşısına gidip oyun oynamak, vb. Ama fark ettiniz mi, dışarıya yemeye çıktığınızda herkes gidene kadar kimse gitmiyor. Orada hep birliktesiniz ve pizzacıda muhteşem aile konuşmaları yapılırdı. Aynı zamanda gözlemledim ki pizzacıda elektronik oyun makinaları vardı. Las Vegas sendromu gibi... eğer cebinde paran varsa bu makinelere karşı koymak zorundasın. Her yerdeler. Ve 6 yaşındaki oğlum o elektronik oyunlara karşı ilgili. Yemek yiyorduk, o makinenin başındaydı ve içine atmak için bozuk para istiyordu. Ona döndüm ve dedim ki: "Craig, oğlum, biz pizza işletmesine geldiğimiz zaman onların bize sunduğu yemek için buradayız, hile karıştıran bu mekanizmalarla ilgilenmek için değil." Amacım büyük kelimeler kullanarak onun dikkatini çekmek ve beni dinlemesini sağlamaktı. Ve başarmıştım, onun ilgisini çekmiştim. Yüzünde şaşkın bir ifadeyle uzaklaştı. Onların dikkatini çekmeyi arabada, başka yerlerde o kadar çok kez kullandım ki çocuklarım artık harfi harfine alıntı yapabiliyorlar.

"Kızlar, bu arabanın sınırları içerisinde yeni ve önemli bir kural koymak üzereyiz! Kural şu: bu arabanın arka koltuğunda kavga etmeyi seçtiğiniz zaman, bu günlük televizyon izlemekten vazgeçmeyi seçmiş oluyorsunuz."

Kızlarım gerçekten televizyona karşı çok ilgililerdi. Birçok çocuğun yaptığı gibi günde beş altı saat televizyon seyretmeseler de onlar için önemliydi. Günde bir saat seyredebiliyorlardı. Onun için onu kullanıyordum. "Bu arabanın arka kolduğunda kavga etmeyi seçtiğiniz zaman, o gün televizyondan vazgeçmeyi seçmiş oluyorsunuz. Bu arabanın arka koltuğunda kavga etmemeyi seçtiğiniz zaman, o gün televizyon seyredebilmeyi seçmiş oluyorsunuz." Kaç kere seçme kelimesini kullandım? Dört kez. Sorumluluğun nereye yerleştirildiği belirgindir. Aynı şeyi üç kez söyledim çünkü seçeneklerinin ne olduğunu anladıklarından emin olmak istedim. Arabayı çalıştırdım, beş sokak ilerledim, kavga tekrar başladı. Anne babalar, ben kendimle gurur duyuyorum, çünkü büyük sakinlikle döndüm ve dedim ki "kızlar, görüyorum ki bugünün geri kalan kısmında televizyondan vazgeçmeyi seçmişsiniz." Sanki başlarından aşağı bir kova buzlu su dökmüşüm gibi donakaldılar, her şey bir anda durdu. Onlar bir anda sakin ve sessizlerdi. Bir tek o değil, eve kadar tüm yol boyunca sakin ve sessizlerdi ve biz evden epeyce uzaktaydık. Garaja girdiğimizde kızlar dedi ki: "Televizyon seyredebilir miyiz? Çünkü eve gelene kadar bütün yolda iyi geçindik." ANNE BABALAR, BU EVRENSELDİR! Bütün çocuklar bu tarz şeyler söylerler. Bunun öğretilmesine ihtiyaçları yok, çünkü bunu doğuştan biliyorlar. Ben de dedim ki, "en sevdiğiniz televizyon programını seyretmek istediğinizi biliyorum, ama kızlar, bu arabanın arka koltuğunda kavga etmeyi seçtiğiniz anda, o anda, bugün için televizyondan vazgeçmeyi seçmiş oldunuz." Sesli ağlama, dünyanın sonunun geldiğini düşünürsünüz. Anne babalar! Onlar televizyon seyretmedi. İnanır mısınız? Kızlarım dokuz gün üst üste televizyondan vazgeçmeyi seçti. Ben onların televizyon seyredebilmesini seçerdim. Onlar televizyondan vazgeçmeyi seçtiler. Dokuz gün üst üste. Ondan sonra otomobilimin arka koltuğunda olağanüstü bir şey olmaya başladı. Kavga başlardı, biri diğerini dirseklemeye başlardı, ya da bir şey derdi, bakardı, ya da tepesinde solumaya başlardı ve diğeri "kes onu yapmayı" derdi. "Senin yüzünden bugün televizyondan vazgeçmeyi seçmemiz gerekecek." Kendi davranışlarını düzeltmeye başladılar. İstediğimiz şey bu değil mi? Buna kendini kontrol etmek ve kendin için sorumluluk almak deniyor. Ben seni kontrol etmek için her zaman orada olmayacağım.

Devamı ikinci bölümde...

19 Şubat 2015 Perşembe

Yavru Ahtapot Olmak Çok Zor

Nino yavru ahtapot olmaktan sıkılmıştır. 8 kolla giyinmek çok zordur, hele kış günleri. 8 kollu mont, şapka, 8 eldiven. Yılan balığı olmak istemektedir. Bir gün okula giderken yılan balığının evinin yıkılmak üzere olduğunu görür ama yılan balığı yuvasından çıkmamaktadır. Yumurtalarını bırakamaz. Nino 8 kolu sayesinde hem bütün yumurtaları hem de anne yılan balığını kurtarır. Artık 8 kollu olmak o kadar da kötü değildir.
Özellikle giyinmeyi sevmeyen  miniklere çok iyi gelecek bir kitap. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeliyiz ve artılarımızı görebilmeliyiz. Çocuklarımıza hep yapamadıkları şeyleri hatırlatmak özgüven eksikliğine neden olur unutmayın. Yapabildikleri için takdir edin, yapamadıkları şeyleri için ise teşvik edin. Zorlamayın, inanın zamanı geldiğinde her şeyi yapacaklar. Ortaokulda türkçe öğretmenim, eğer bir kişi hakkında olumlu şeyler söyleyemiyorsan olumsuz şeyler söyleyemeye hakkın yok demişti. Kuzularımızı 8 kolla sarıp, hiç yanımızdan ayırmak istemediğimiz bu günlerde hayata pozitif bakmak, olumlu düşünmek çok zor biliyorum. Ama daha güzel bir gelecek için sevmeyi ve sevgiyi çocuklarımıza öğretmeliyiz.
Damla'ya kitap okuması için ahtapot yapmak istedim. Ancak yapım aşamlarına tam uymadığım için pek benzemedi :) Damla oyuncağı çok sevdi ama ahtapot değil deniz anası olarak kabul etti. Ahtapotların kafası başka oluyormus, aslında bakınca deniz anasına daha çok benzemiş sanki. Ahtapot yapımını şu sitede gördüm. Aşağıdaki resimde adımları görebilirsiniz. Kumaş olarak polar kullanılmış. Kafası için poların içine strafor top  konulmuş. Polar ve strafor top ile tekrar deneyeceğim, pes etmek yok :)


17 Şubat 2015 Salı

Evde Müzik Aletleri Yapımı

Evdeki atık malzemelerden müzik aletleri yapmaya ne dersiniz? Minik kitap kurtlarını müzik aletleriyle tanıştırmak için en ucuz yöntem olacaktır.
Gitarla başlayalım. Yapım aşaması minikler için zor olabilir, bu yüzden en sonunda gitarı süsleme işini onlara bırakabilirsiniz. Resimleri Omo nun #Hadihareketlen reklamı kapsamında İstinyeparktaki stantlarında çektim. Stantların hangi avm lerde olacağını web sitesinden öğrenebilirsiniz. 
Malzemeler: ayakkabı kutusu, mutfak rulosu, kalın lastik, raptiye, koli bandı.
Yapımı: Ayakkabı kutusunun kapağının açılmaması için bantlayın. Kutunun yanına rulonun geçebileceği büyüklükte bir delik açın. Üstüne de resimdeki büyüklükte bir delik açın. Lastiği gergin bir şekilde kutuya raptiyeledikten sonra sağlam olması için üstünü bantlayın. Ruloyu yan taraftaki deliğe sokup, kaymaması için bantlayın. Gitarınız hazır.  "
Anne bana gitar alır mısın?" isteklerinin biraz önüne geçebildim. Evde bir grup kurduk bile :)
İşte ev yapımı davul ve trompet. Davul için küçük bir kovayı iki kat kolu bantıyla kaplayın, işte bu kadar. Trompet için ise bükebileceğiniz bir hortum ve huni gerekli. Hortumun ucuna huniyi geçirin ve hortumu kıvırın, açılmaması için bantlayın.
Farklı sesler çıkaran mızıkaya ne dersiniz? İki tahta çubuk, katlanmış kağıt ve lastiklerle kolayca evde yapabilirsiniz. Yapım aşamalarını resimde görebilirsiniz. Sadece kağıtların arasına sıkıştırılan lastiğin katlanmamasına dikkat ediniz.
İşte kolaylıkla hazırlayabileceğiniz ve en miniklerinden büyüklere severek çalınan marakas. Pek çok şekilde hazırlanabilir. Minik bir pet şişeye makarna taneleri koyarak bile yapabilirsiniz. Biz Damla ve akradaşları ile 4 plastik bardakla hazırladık. İçlerine çeşitli boylarda boncuk koyduk ve renkli bantlar birleştirdik ve süsledik.
Kuzum nasıl da süslemeye konsantre olmuş, annesi ise fotoğraf peşinde :) Müzik aletlerin yaptıktan sonra çalıp oynamayı unutmayın...



11 Şubat 2015 Çarşamba

Müzikli Kitaplar

Müzikli kitaplar hem miniklerin hem de büyüklerin ilgisini daha çok çekiyor. İş bankası yayınlarına ait bu kitaplarda müzik aletleri tanıtılıyor.
İlki Orman Orkestrası. Orman orkestrasında ksilefon, gitar, keman, piyano tek tek tanıtılıyor. Yan taraftaki düğmelere basarak sesleri de dinleyebiliyorsunuz. Kitabın sonunda ise bir konser veriyorlar. Müzik aletlerinin hepsini birden çalarken dinleyebiliyorsunuz. BalDamlası küçükken sadece seslerini dinlerdik. Büyüdükçe anne hikayeyi de okusana demeye başladı. Hala bazen müziğini açıp bale yaparız. Evet biz ailecek bale yaparız :).
İkincisi Neşeli Orkestra. Bu kitapta müzik aletleri gruplandırılarak tanıtılıyor. Üflemeli çalgılar, bakır nefesli çalgılar, vurmalı çalgılar gibi. Yan taraftaki düğmelerde de bu çalgıların sesini dinleyebilirsiniz. Yine en sonunda hep beraber konser veriyorlar.

8 Şubat 2015 Pazar

Kutup Ayısı Aktiviteleri

Kış ayında olunca ister istemez konu kutup hayvanlarına geliyor.  Kutup hayvanlarının hepsini seviyoruz ama pofuduk kutup ayılarının yeri ayrı :) İşte BalDamlası ile gerçekleştirdiğimiz kutup ayısı aktiviteleri:
 1. Kabarık boya ıle kutup ayısı boyama (puffy paint) 
 Farklı boyalarla ve yöntemlerle boyama yaptırmayı seviyorum. Önce fırça ile başladığımız etkinlikler muhakkak dokunma ile devam ediyor. Kabarık boya olarak çevirebileceğim puffy paint de onlardan biri. Aynı miktarda beyaz tutkal (çocuklar için olanı kullanınız) ile tıraş köpüğü karıştırılıp boya olarak kullanıyor. Biz kutup ayısı yapacağımızdan renklendirmedik ama içine gıda boyası ya da parmak boyası ile renk de katılabilir.
Buradan çıktı alabileceğiniz kutup ayısını boyadıktan sonra göz ve burun eklemeyi unutmayın. Kutup ayısı bittikten sonra biraz kırmızı kattım ve serbest boyama geçtik. Boyanın kuruması uzun sürüyor ama kabarık ve yumuşacık bir dokusu oluyor, tıpkı kutup ayısı gibi. 
2. El baskısı ile kutup ayısı yapımı
Minik kitap kurtlarının ellerini beyaz parmak boyasına batırdıktan sonra mavi bir kağıda izini çıkartın. Biz yapmayı unutmuşuz ama sonrasında baş parmak boyaya batırılıp tekrar baş parmağın olduğu yere bastırılır. Serçe parmak ile de kulaklar ve kuyruk yapılır. Sonrasında siz de üstünden kara kalemle geçtiniz mi kutup ayılarınız hazır. Biz anne ve yavru kutup ayısı yaptık, sonrasında duvara yapıştırıp sergilemeyi unutmadık.

3 Şubat 2015 Salı

Minik Balık - Julia Donaldson

Ocak ayı bitti ama Julia Donaldson'ın kitapları bitmedi. İki haftalık hastalık arası girince kitaplar da etkinlikler de eksik kaldı. Bu hafta Şubat ayının yazarı Sara Şahinkanat'ın kitaplarını okumaya başlayacağım ama önce Minik Balık :)
Minik Balık sıradan bir balıktı, dikkat çekiçi bir özelliği yoktu ama sınır tanımayan bir hayal gücü vardı. Her gün okula geç kalır, geç kalmasının nedeni olarak da hikayeler uydururdu: 
"-Geç kaldım, özür dilerim, bir denizaltına biniyordum da. 
 -Özür dilerim geciktim, bir vatozla geziyorduk da. "
Bir gün yine okula giderken ne hikaye anlatsam diye düşünürken balıkçıların ağına takılır. Acaba Minik Balık'ın başına ne gelecek?
Yine harika resimlerle dolu bir hikaye. Yazıları uzun olduğundan 3 yaş üstüne uygun.  Bu kitapla birlikte okyanus/deniz temalı tüm etkinlikler yapılabilir. 
Bizim yaptıklarımız:
1. Balık süsleme
Resimdeki Alextoys un hazır aktivitelerinden biri. Ama bir balık resmi çizilip, kolaylıkla hazırlanabilir. Süslemeyi pelur kağıtla yaptık ama gramafon kağıdı da kullanılabilir. Kocaman bir oynar göz de eklediniz mi, balığınız hazır. 
2. El izinden balık
Damla ile yaptığımız etkinliklerin çoğunun fotoğrafını çekmemişim. Bunlardan biri de el izinden balık yapımı.  Yapmak isteyenler için aşağıdaki fotoğraf örnek olabilir.
3. Balık tutma
İmkanınız varsa minik kitap kurdunuzla gerçekten balığa çıkmak harika bir etkinlik olacaktır. BalDamlam dedesi ile birlikte Üsküdar ve Eminönünde sahilde dolaşıp balık tutanları seyretmeye bayılıyor. Eğer gerçekten balık tutamayacaksanız, keçeden hazırladığınız balıklar ve minik bir olta ile evde balık tutabilirsiniz. 

27 Ocak 2015 Salı

Tostoraman

Julia Donaldson'ın en beğenilen kitaplarından biri. Ancak türkçesinin yeni basımı yapılmadığından piyasada yok. İnşallah en kısa sürede Donaldson'ın bu kitapları tekrar basılır ve minik kitap kurtları bu kitaplardan mahrum kalmaz.
Konusuna gelince, minik farecik ormanda yürürken karşılaştığı ve kendisini yemek isteyen tilki, baykuş ve yılandan, kendi uydurduğu bir yaratık olan Tostoraman'la buluşmaya gideceğini söyleyerek kurtulur. Ama o da ne, Tostoraman gerçektir ve karşısındadır. Akıllı farecik kendisini yemek isteyen bu yaratıktan da kurutulabilecek midir?
Bu kitabı Damla'mın arkadaşlarına okumak için seçmiştim. Daha önce Aç Tırtıl kitabında yaptığım gibi nasıl farklı okusam diye araştırırken Pinterest yine imdadıma yetişti. Kidsnook kitabevinde geçen sene katıldığımız 3 Kedi 1 Dilek kitap okumasından da öğrendiklerimi birleştirince, Tostoraman gölge tiyatrosu ortaya çıktı. Buradan indirip, çıktısını aldığınız karakterleri bir çubuğa yapıştırın. Ben kartonu kestikten sonra sahne için yağlı kağıt kullandım. İnce beyaz kağıt da iş görür. Ekranda gölge olması için arkadan ışık yansıtmanız gerekli, unutmayın. Çocuklar hikayeyi dinledikten sonra tabiki sahne arkasına geçtiler, kendi tiyatrolarını yaptılar :) Ama çok eğlendiler.
İkinci yaptırmak istediğim ise burada gördüğüm şekillerle Tostoraman karakterleri idi. Ancak kuzu ve ben hasta olunca bunları hazırlayamadım. İlerleyen günlerde yapacağım. Sizin aklınızda olsun.

Karlı Bir gün

Kış aylarına uygun bir kitap daha. Minik kitap kurtları çok meraklı olur, neden, nasıl soruları hiç bitmez. Neden kar yağar, nasıl kar oluşur gibi sorularından bazılarına cevap bulabileceği Tübitak yayınlarından güzel bir kitap. Eee kitabımız bu olunca etkinliklerimiz de kar ve kar taneleri oluyor tabi. İşte size yapabileceğiniz etkinliklerden birkaç örnek:

1. Şönilden kar taneleri yapımı
Kestiğiniz 3 adet şönili kıvırarak kar tanesi şekline getirin. Şönilden geçebilecek boncukları seçin ve bırakın miniğiniz bir şaheser yaratsın.
 

2. Kar yapımı, kutup duyusal havuzu ve iglo
Öncelikle kar için 3 ölçü karbonat ile yarım ölçü saç kremini güzelce karıştırın. Duyusal havuz için Safari Toob un kutup duyusal havuzunu kullandım. Ancak bu oyuncaklar içinde yer alan iglo çok ufak. Eskimoları içine sokamıyoruz, küçük hanım da çok sinir oluyordu. Pinterestte görünce playcornlardan iglo yapmaya karar verdim. Süper oldu.
3. Köpük toplar ve kürdanlarla kar tanesi yapımı
Çeşitli boylardaki köpük toplar ve kürdanlarla pek çok şekil yapabilirsiniz. Kar tanesi yapımı ile başladık, dondurma ve şeker yapımı ile devam ettik.

18 Ocak 2015 Pazar

Süpürgede Yer Var Mı?

İşte Julia Donaldson'dan güzel bir hikaye daha. Cadımız yol boyunca kendisiyle gelmek isteyen hayvanları süpürgesine alır. Sonunda cadı, kendisini yemek isteyen ejderhadan bu hayvanlar sayesinde kurtulur. Sevimli bir cadı hikayesi. Cadılar hep kötü olacak değil ya!
Damlayla önce bir cadı resmi yaptık. Pinterestte görüğüm resimde cadının saçlarını gazete kağıdından, burnunu da şişe mantarından yapmıştı. Evde ne gazete kağıdı ne de mantar yoktu. Ben de saçlarını krapon kağıdından, burnunu ise kartonu kıvırıp yaptım. Cadının ağzı için şönil kullanıyoruz. Çocuğunuz cadı için istediği bir ifadeyi yapabilir böylelikle. Size tavsiyem, bu tür etkinliklerde kesilecek parçaları önceden sizin hazırlamanız. Çocukla birlikte kesmeye çalışırken, etkinliği yapacak haliniz kalmayabilir :)
Soldaki benim, sağdaki ise kuzumun cadısı:
Cadı olur da süpürgesi olmaz mı! İşte size mutfak kağıdı rulolarından yapılmış bir süpürge. Küçük bir not, tuvalet kağıdı ve mutfak kağıdı ruloları etkinliklerde sık sık kullanılır. Evim çöp oldu demeyiniz, atmayınız, biriktiriniz. Neyse süpürgeye gelirsek, yapımı çok basit, ruloları koli bantıyla birleştirdik, Ucuna da fon kağıdı yapıştırdım. Fon kağıdını kesme işlemini BalDamlası yaptı. Sonra da bir güzel boyadık. Ta Taaaammmmm....

8 Ocak 2015 Perşembe

Eric Carle : Aç Tırtıl

Aç Tırtıl'ı duymayıp okumayan kaldı mı? Minik kitap kurdunuz kitap okumaya meraklı ise 1 yaşından itibaren rahatlıkla okuyabilirsiniz. Sade ama güzel resimleri ve kolay metni ile küçüklere de büyükler kadar hitap ediyor.
Eric Carle'nin bu seneye kadar sadece bu kitabının türkçeleştirilmesi ne üzücü. Neyse ki bu sene Minik Tohum adlı kitabı da çevrildi. Bu yazı da sadece Aç Tırtıl etkinliklerini yazacağım. Diğer kitapları ile etkinlikleri Eric Carle'ye ayıracağımız bir ayda yazarım.
1. Öncelikle kitabı nasıl interaktif bir şekilde okuyabileceğinize bir örnek vereyim. Küçük kızımın bebeklik arkadaşları ile arada bir araya geliyoruz. Toplandığımızda çocuklar için ufak da olsa bir etkinlik planlamayı ihmal etmeyiz. İşte bu buluşmalardan birinden ben Aç Tırtıl okuması yaptım.
Önce bir hazırlık aşaması var. Bir plastik kavanoza kagittan kestiğim gözleri yapıştırdım ve beslemek için ağız olacak sekilde bıçakla bir delik açtım. Burada ve buradaki dosyaların çıktısını aldım ve lamine ettim. ( Kartona yapıştırsanız da olur.) Her bir yiyeceğin kavanozdaki delikten kolaylıkla geçtiğini deneyiniz. Sonra küçüklerin karşısına geçip hikayeyi anlatmaya başlarsınız, küçükler de sırayla aç tırtılı beslerler :)


2. Aç Tırtıl Şapkası
Ben doğum günümüzden kalan şapkaları değerlendirdim ama kalın kartonla kolaylıkla bu şapkalardan hazırlayabilirsiniz. Öncesinde şapkayı kaplayacak kırmızı kartonu, gözleri ve burunları kesin. Ve minik kuzularınız bırakın bunları yapıştırsın. Çok sevimli olmamışlar mı???

3. Kelebek süsleme
İngilizcede "sun catcher" denilen bu süsü kolaylıkla yapabilirsiniz. Buradan kelebek şeklini A3 boyutunda bastırıp kesin, sonrasında biraz pay bırakıp içini de kesip çıkartın. Kelebeğin bir tarafından, ortasını tamamen kaplayacak şekilde bantlayın. Ters çevirdiğinizde bantın yapışkan kısmı üste gelmeli. süsleme malzemelerini çıkartın. Özellikle saydam renkli boncuklar çok güzel oluyor. Ben birkaç tane yapıştırsın diye kutularından çıkarmıştım boncukları ama Damla bütün kutuyu boşalttı. Böyle daha güzel oldu. Ama bu sefer de bu kadar boncuk banta yapışmayınca ben üstünü de bantladım. Ve balkon camına astık.
 
4. Balon Boyama ile Aç Tırtıl yapımı
Çok güzel bir boyama şekli. Orjinalini buradan görebilirsiniz. Yapılışına gelince, küçük bir tabağa sarı, yeşil ve mavi boya sıkın. Bir balonu hafifçe şişirin. Miniğiniz balonu tabağa batırıp boyama yapacak, boyutunu ona göre ayarlayın. Sonra tırtıl olacak şekide peşpeşe balonla yuvarlaklar yapın. Kafası için de kırmızı boyaya batırın. Eğer yaşı uygunsa gozleri ve antenlerini de minik kitap kurdunuz yapabilir, değilse siz yapın.
Ufak bir not bu yaptığımız resim TTNet in bir yardım kampanyasında satışa çıktı ve eşim alana kadar satılmıştı. Gerçekten güzel olmuştu yani :)
 
5. El Baskısı ile Aç Tırtıl yapımı
  Yaptığımız tırtılın fotoğrafını çekmemişim. Bulup çekene kadar resim buradan alınmıştır.Resimden de anlaşılabileceği gibi elleri boya (isterseniz parmaklar ve avuç içi farklı renkte ister aynı) ve kağıda bastır.
 
 

Minik Kitap Kurdu Published @ 2014 by Ipietoon